Allah bir kulun dua etmesine izin vermişse mutlaka kabulünü de murad etmiştir hadis mi ?

Serkan

New member
Allah Bir Kulun Dua Etmesine İzin Vermişse, Mutlaka Kabulünü de Murad Etmiştir: Bir Hikâye, Bir Dua

Herkese merhaba, sevgili forumdaşlar! Bugün sizlerle paylaşmak istediğim bir hikâye var. İçinde dua, sabır, hayal kırıklıkları ve en nihayetinde kabul olan bir hikâye… Biraz duygusal bir yolculuğa çıkalım mı? Umarım bu yazı, hayatımızdaki duasına her zaman inanarak devam eden herkesin yüreğine dokunur.

Hikâyemizin kahramanları Ali ve Zeynep. İki farklı bakış açısına sahip, ama bir o kadar da birbirini tamamlayan iki insan. Ali çözüm odaklı, her soruna bir çözüm arayan bir adam, Zeynep ise daha çok ilişkisel bir bakış açısına sahip, her şeyin bir anlamı olduğuna inanan ve duygusal derinliklere inen bir kadın. Ama onların hikayesi, bazen hayatın, bir insanın duasını nasıl kabul ettiğini gösteriyor. Bazen, sorularımızın yanıtı en beklenmedik anlarda gelir ve bazen de kalbimizdeki huzuru, en büyük dua gibi kabul ederiz.

Ali'nin Umudu ve Zeynep'in İnancı

Ali, hayatında her şeyin bir problemi olduğunu ve her problemin bir çözümü olduğunu düşünür. Eğer bir şey ters gidiyorsa, hemen nasıl düzeltebileceğini planlar, ne yapması gerektiğini düşünür. Dua etmek, Ali için bir çözüm arayışıdır. O, bir konuda sıkıştığında, gözleri iki kat büyüyerek hemen dua eder. Ama duası bir tür stratejidir; "Allah'ım, bu işte bana yardım et, bana çözüm göster!" diye kalbinden geçer. Ali’nin duası, genellikle olayları düzeltmek, sorunları halletmek için bir araçtır.

Zeynep ise dua ettiğinde daha derin bir anlam arar. O, duanın yalnızca bir çözüm arayışı olmadığını, aynı zamanda bir teslimiyet olduğunu bilir. Zeynep'in duası, kalbinden akar; bir huzur, bir güven arayışıdır. O, ne zaman hayatında bir dönüm noktasına gelse, bir konuda kaybolmuş hissetse, içindeki derin inançla dua eder. "Allah'ım, kalbimdeki huzuru bulmamı sağla, doğru yolda olduğumu göster," diye yalvarır. Zeynep, duasının kabulünün sabırla beklenmesi gerektiğine inanır. Dua etmek, bir teslimiyet işidir onun için; teslim olmanın, beklemenin ve inanmanın zamanıdır.

Bir Gün, Beklenmedik Bir Dua

Bir gün, Ali büyük bir sorunla karşılaştı. İş yerinde büyük bir kriz patlak vermişti ve işler her geçen gün daha kötüye gidiyordu. Ali, soluğu hemen caminin yanında almıştı. Zeynep, yanında onu teselli etmek için bulunuyordu. Ali, derin bir nefes alarak Zeynep’e döndü: "Bu sorunu nasıl çözebilirim, Zeynep? Her şey yolunda gitmiyor. Dua ettim ama hâlâ çözüm bulamadım. O kadar çaresizim ki, ne yapmam gerektiğini bilmiyorum."

Zeynep, Ali’nin gözlerine baktı ve sakin bir şekilde konuşmaya başladı: "Ali, duayı çözüm arayışından öteye taşımalısın. Dua etmek, bazen bir sorun çözme süreci değil, kalbini açma, Allah'a teslimiyet gösterme sürecidir. Sabırlı ol, zamanla her şeyin yerine oturduğunu göreceksin."

Ali, Zeynep'in sözlerini biraz da olsa anlamıştı. Ama yine de çözüm arayışını bırakmak kolay değildi. O gün, Ali’yi içsel bir mücadele bekliyordu; duasının kabul olup olmayacağına dair bir belirsizlik vardı. Ancak bir yandan da Zeynep’in söyledikleri kafasında dönüp duruyordu. Sabırlı olmak, teslim olmak, inançla beklemek… Bu duanın kabulü, belki de başka bir şekilde gerçekleşecekti.

İki Farklı Yolda, Aynı Sonuç: Kabul

Bir hafta sonra, Ali'nin beklediği çözüm, aslında hiç de beklemediği bir yerden geldi. İş yerindeki kriz, kendi kendine çözüldü. Bir hata yapılmıştı ve o hata, herkesin yaptığı işleri daha düzgün hale getirecek şekilde düzeltildi. Ali şaşkındı. Ne oldu, nasıl oldu, bu nasıl mümkün olabilirdi? O, sabırla dua etmiş, ama bu kadar hızlı bir çözüm beklemiyordu.

Zeynep ise Ali’ye gülümsedi ve dedi ki: "Görüyor musun? Bazen dua ettiğimizde, çözümü en beklenmedik şekilde buluruz. Allah bir kulun dua etmesine izin vermişse, mutlaka kabulünü de murad etmiştir."

Ali, Zeynep'in söylediklerini içselleştirdi. Zeynep’in bakış açısını tam olarak kavrayamamıştı, ama bir şey kesindi: Duası kabul olmuştu. O kadar basit bir şeydi ki… Dua etmek, sadece çözüm aramak değil, aynı zamanda kalbini teslim etmektir.

Hikâyenin Sonu ve Sizin Duanız

Ali ve Zeynep’in hikâyesinde gördüğümüz gibi, duanın kabulü bazen hemen önümüze çıkmaz. Zaman alabilir, sabır gerektirir, ama sonunda bir şekilde, beklediğimiz çözüme ulaşırız. Duanın kabulü, her zaman düşündüğümüz gibi olmayabilir; bazen beklediğimiz çözüm değil, başka bir şekilde kabul edilir.

Peki ya siz? Siz dua ettiğinizde nasıl bir süreçten geçiyorsunuz? Çözüm odaklı mısınız, yoksa Zeynep gibi teslimiyetçi bir yaklaşım mı benimsiyorsunuz? Duanız kabul olduğunda ne hissettiniz? Hepinizin yorumlarını bekliyorum. Hikâyenizi bizimle paylaşın, birlikte dua edelim ve birlikte huzuru bulalım.
 
Üst